Bir fabrikada, preslerin önünde ciddi miktarda stok gördüm. Sorumlu mühendise sordum:
— Bu kadar stok varken pres neden hâlâ çalışıyor?
— Hocam, bir milyon euroluk pres mi dursun?
— Peki bu parçaya şu anda ihtiyaç var mı?
— Yok.
— Yakında kullanılacak mı?
— Bilmiyorum.
— O zaman neden üretiyoruz?
— Bizde makine durmaz!
Biraz düşündüm. Sonra sordum:
— Araban var mı?
— Var.
— Şu anda nerede?
— Otoparkta.
— Sen burada çalışırken neden duruyor? Versene birilerine, binsinler. O kadar para verdiğin araba boş durmasın.
Güldü: “Olur mu öyle şey? İhtiyacım olduğunda kullanıyorum.”
Çalışan makine her zaman değer üretmez
Benzetmenin sınırları var; fabrika ile özel araç aynı sistem değildir. Ama şu soruyu görünür kılıyor: Bir makineyi satın almış olmamız, ihtiyaç bulunmadığında da üretmemiz için yeterli gerekçe mi?
Talep olmayan parçayı ürettiğimizde malzemeyi stoğa çeviriyoruz. Alan ayırıyor, taşıyor, sayıyor, arıyor; hasar, eskime ve tasarım değişikliği riskini üstleniyoruz. Makine çalışıyor diye bütün bunları verimlilik sayamayız.
Duruş kararının da koşulları vardır
Güvenli duruş, yeniden başlatma maliyeti, prosesin teknik sınırları ve yakın dönem talebi birlikte değerlendirilmelidir. Her makine her an durdurulabilir demiyorum. Ancak bu koşullar, sınırsız stok üretmenin gerekçesi de olmamalı.
OEE gibi ekipman göstergeleri kayıpları görmemize yardım eder; müşterinin ihtiyacını ve stok hedefini tek başına belirlemez. Makineyi dolu tutma hedefiyle akışın ihtiyacı çelişiyorsa, yönetim sistemini gözden geçirmeliyiz.
Makinenin durması her zaman kayıp değildir. Bazen asıl kayıp, durması gereken makineyi çalıştırmaktır.
DANIŞMANLIK · EĞİTİM · KOÇLUK


