Bir haksızlık yaşanırken sessiz kalan, sonra özelden “Ben aslında böyle olmasını istemezdim” diyen yöneticiler üzerine düşünüyorum. İyi dilek, yaşananın düzeltilmesi için tek başına yeterli olmuyor.
Özellikle karar verme yetkisi olan bir yönetici için, sessizliğin de sonuçları var. Bir itirazı dinlemek, eksik bilgiyi sormak veya adil bir inceleme istemek bazen gidişatı değiştirebilir.
Doğruyu savunmanın tek biçimi yok
Herkesin yetkisi ve kendini güvende hissetme düzeyi aynı değil. Sessiz kalan her kişinin niyetini bildiğimizi varsayamayız. Korku, baskı veya etkili bir başvuru yolunun bulunmaması da rol oynayabilir.
Bazen toplantıda söz almak gerekir; bazen konuyu belgeleyip uygun ve güvenli bir kanaldan iletmek. Önemli olan yalnızca tepki göstermek değil, haksızlığın incelenmesine ve düzeltilmesine katkı vermektir.
Liderliğin sorumluluğu burada iki yönlü: Kendi yetkisini adil kullanmak ve başkalarının itirazını duyurabildiği bir ortam kurmak. Çalışandan cesaret beklerken, itiraz ettiğinde onu yalnız bırakamayız.
Benim için samimiyet, sonradan söylenen güzel sözlerle sınırlı kalmıyor. O sözlerin zamanında atılmış, sorumluluğu belli bir adımla desteklenmesi gerekiyor.
DANIŞMANLIK · EĞİTİM · KOÇLUK


