Türkiye’de üretim yapan işletmelerin maliyet baskısı altında olduğunu sahada görüyoruz. Ücret, malzeme, enerji ve finansman giderleri değişirken, yalnızca ucuz işçiliğe dayanarak rekabet etmek giderek zorlaşıyor.
Geçmişle bugünü karşılaştırırken aynı maliyet tanımını kullanmak gerekir. Net ücret, brüt ücret ve işverene toplam maliyet farklıdır; dolar karşılığı da seçilen tarihin kuruna bağlıdır. Benim asıl sorum şu: İşletmenin ürettiği değeri nasıl artıracağız?
1. Verimliliği artırmak
İnsanları daha hızlı çalıştırmaktan önce beklemeyi, gereksiz hareketi, hatayı ve yeniden işi azaltmalıyız. SMED, hat dengeleme, standart iş ve malzeme akışı çalışmaları burada birlikte ele alınır.
Basit bir hesap yapalım. Toplam maliyet 100 birim, işçilik bunun 25 birimi olsun. Aynı miktarda çıktı, aynı saatlik ücret ve değişmeyen diğer maliyetlerle işgücü verimliliği %30 artarsa, gereken işçilik 25 / 1,30 = 19,23 birime iner. Yeni toplam 94,23; işçiliğin yeni toplam içindeki payı yaklaşık %20,4 olur.
Bu bir varsayım hesabıdır. Ücret gideri fiilen azalmadıysa elde edilen sonuç doğrudan nakit tasarrufu değil, açığa çıkan kapasitedir. Bu kapasitenin nasıl kullanılacağını ayrıca planlamalıyız. Aynı talebi daha az stokla karşılamak da finansman ihtiyacını azaltabilir.
2. Otomasyon ve dijitalleşmeyi doğru problemle buluşturmak
Kaynak, boya, paketleme, paletleme ve malzeme taşıma gibi alanlarda otomasyon önemli imkânlar sunabilir. Fakat her işletmede aynı çözümün veya aynı geri dönüş süresinin geçerli olduğunu söyleyemeyiz.
Yatırımı; talep, kapasite, kalite, bakım, güvenlik ve toplam maliyet üzerinden değerlendirmeliyiz. Hızlı bir makine almak, onu bekleten malzeme problemini kendiliğinden çözmez.
3. Müşterinin değer verdiği ürün ve çözümleri geliştirmek
Yalnızca fiyatla rekabet etmek yerine müşterinin hangi ihtiyacını daha iyi karşılayabileceğimize bakmalıyız. Özel kablo, bütünleşik sistem veya otomasyonlu üretim çözümü bunun örnekleri olabilir. Daha karmaşık ürünün otomatik olarak daha kârlı olduğunu varsaymadan, müşterinin ödemeye değer bulduğu farkı anlamalıyız.
4. Endirekt işleri de iyileştirmek
Beyaz ve mavi yaka çalışan sayılarının oranı tek başına israfı göstermez. İşin niteliğini incelemek gerekir. Gereksiz raporlar, çift veri girişleri, uzayan onaylar ve sonuç üretmeyen toplantılar yalın ofis çalışmalarının önemli konularıdır.
5. Enerji ve malzeme kayıplarını azaltmak
Fire, hurda, fazla stok ve bekleme bazen işçilikten daha büyük kayıplar doğurabilir. Örneğin fireyi %7’den %4’e indirmek 3 yüzde puanlık azalmadır. Parasal etkisi; kullanılan malzemenin miktarı, değeri ve geri kazanılabilen kısmıyla birlikte hesaplanmalıdır.
6. Ölçeği gerçek taleple büyütmek
Talep ve satış varsa, aynı sabit gideri daha çok satılabilir ürüne yaymak birim maliyeti azaltabilir. Ancak 100.000 adetlik talep için 150.000 adet üretip stoklamak, rekabet gücünü artırmak yerine nakdi depoya bağlayabilir.
Benim görüşüme göre geleceğin başarılı üreticileri, ihtiyaç duydukları teknolojiyi seçebilen, insanlarını geliştiren, kayıplarını ölçen ve müşteriye güvenilir biçimde değer sunan şirketler olacak. Türkiye’nin güçlü bir üretim üssü olması için yalın dönüşümü günlük yönetimin parçası hâline getirmemiz gerekiyor.
Görsel notu: Yiğit Özgür karikatüründen yapay zekâ desteğiyle uyarlanmıştır.
DANIŞMANLIK · EĞİTİM · KOÇLUK


