“Onu yıllardır öyle yapıyorsak mutlaka haklı bir sebebi vardır” demişti birisi. “Tamam, şimdi bunu farklı yapacaksak onun da makul bir sebebi olmalı” diye cevap vermiştim.
Dönüşümü çok istediğini söyleyip alışılmış yöntemin en küçük parçasına bile dokunmak istemeyenlerle konuşurken, aslan dövmesi kıssasını hatırlarım. Aşağıdaki anlatım, bu kıssanın serbest bir uyarlamasıdır.
Aslan olsun, ama…
Bir adam dövmeciye gider: “Bana öyle bir aslan yap ki herkes dönüp bir daha baksın.”
Dövmeci işe başlar. Adam iğnenin acısıyla sorar: “Şimdi neresini yapıyorsun?”
“Ayağını.”
“Ayakları olmasa da olur. Başka yerden başla.”
Biraz sonra yeniden sorar: “Burası neresi?”
“Kuyruğu.”
“Kuyruk da kalsın.”
Sıra kulağa gelince adam yine vazgeçer. Dövmeci sonunda iğneyi bırakır: “Ayağı yok, kuyruğu yok, kulağı yok… Peki bu aslan nasıl olacak?”
İstenen sonuçla kabul edilen değişiklik aynı mı?
Bu kıssadan çıkardığım ders, dönüşümün mutlaka acı vermesi gerektiği değil. İnsanları zorlamak veya gereksiz iş yüküne katlanmalarını istemek, iyi bir değişim yöntemi değildir.
Ancak daha kısa teslim süresi isterken parti büyüklüğünü, plan değişikliklerini veya sorumlulukları konuşamıyorsak; istediğimiz sonuçla korumak istediğimiz düzen çelişebilir.
Hangi değişikliğin hangi probleme cevap verdiğini birlikte gösterelim. Küçük ölçekte deneyelim, sonucu ölçelim ve çalışanların ihtiyacı olan desteği sağlayalım. Aslanı istemek kolay; onu oluşturan parçalar üzerinde birlikte çalışmak gerekiyor.
DANIŞMANLIK · EĞİTİM · KOÇLUK


