Usta olmak istiyorum ama cilala–parlat yapmak istemiyorum… The Karate Kid filminin hatırlattığı öğrenme gerilimi biraz da bu.
Filmi serbestçe özetlersek: Karate öğrenmek isteyen genç, kendini araba cilalarken ve çit boyarken bulur. Bu tekrarların nedenini anlayamaz. Daha sonra çalıştığı hareketlerin farklı bir durumda işe yaradığını görür. Buradaki anlatım filmin birebir diyaloğu değil, öğrenme üzerine bir benzetmedir.
Tekrarın amacı anlaşılmalı
Üretimde de bazen standart kurmadan hız, yeterli uygulama olmadan ustalık bekliyoruz. Fakat tekrar, tek başına öğrenme değildir. Neyi geliştirdiğimizi bilmek, doğru geri bildirim almak ve güvenli koşullarda uygulamak gerekir.
Shu–Ha–Ri kavramını burada öğrenme üzerine bir düşünme çerçevesi olarak kullanıyorum: Önce temel yöntemi ve gerekçesini öğrenmek; sonra onu anlayarak uyarlamak; giderek ilkelere dayanarak bağımsız karar verebilmek.
Bunu “Shu körü körüne itaattir, Ri düşünmemektir” diye okumak yanıltıcı olur. Standart iş, Kaizen ve kata da bu üç aşamayla birebir eşleşen etiketler değildir. Yapılandırılmış pratik ve iyileştirme, öğrenmenin farklı aşamalarında devam edebilir.
İşletmede karşılığı ne?
Bir işi öğretirken adımları gösterelim, kritik noktaların nedenini açıklayalım, çalışanın uygulamasını gözleyelim ve geri bildirim verelim. Yöntemi geliştirme fikri çıktığında da kanıtla deneyip standardı güncelleyelim.
Kervan her zaman yolda düzülemez. Ustalık, işin başında geçirilen zamanın yanında, o zamanı nasıl bir öğrenme sürecine dönüştürdüğümüzle gelişir.
DANIŞMANLIK · EĞİTİM · KOÇLUK


