Kurumsal yaşam, dışarıdan bakıldığında
kuralların, süreçlerin ve rasyonel kararların dünyası gibi görünür.
Oysa içeride, çoğu zaman görünmeyen başka bir tartı çalışır:
Vicdan
Bazı kararlar kâğıt üzerinde kusursuzdur.
Mantıklıdır. Savunulabilirdir.
Zaten adaletsizlik çoğu zaman gürültüyle gelmez.
Kendi dilini yaratır.
Gerekçelerini fısıldar.
Vicdanı incitmez; onu yavaşça ikna eder.
En güvenli limanlara sığınır insan:
Pozisyonlara, sessiz uzlaşmalara,
bozulmayan dengelere…
Cici çocuk olmak da önemlidir kariyer gelişimi için diye hak verir kendine.
Fakat iş hayatının görünmeyen defterinde başka kayıtlar tutulur.
Unvanlar silinir.
Gerekçeler unutulur.
Ama hisler…
Onlar kalır.
İnsanlar yaşananların yanında, o süreçte kendilerine nasıl davranıldığını da hatırlar. Benim için vicdanın iş hayatındaki karşılığı biraz da burada başlıyor: Kararımızın başkalarında bıraktığı izi görebilmek.
Duyarsızlaşır.
Körelir. Hatta bazı şeyleri artık tartmaz hale gelir.
Böyle anlarda hakkaniyet, bir ilke olmaktan çok bir ayrıntıya dönüşür.
Ve belki de en sessiz kısır döngü tam burada başlar:
İnsan, kendini haklı hissetmeye devam eder.
Ama adalet duygusu yavaşça uzaklaşır.
Ve zaman, çoğu şeyi sessizce aşındırır:
Unvanları, kararları, gerekçeleri…
Ama insanın içinde oluşan o duygu,
En kalıcı kurumsal kayıttır…
DANIŞMANLIK · EĞİTİM · KOÇLUK


