Çocukken yaptığım işlerden biridir.
Askıyla çay dağıtmak.
Sistem çok basittir.
Çaycı çayı getirir.
Esnaf içer.
Boş tabağa bir çay markası bırakır.
Bir süre sonra çaycı tekrar gelir.
Boş bardakları toplar.
Aldığı her boş bardak için
bir çay markası alır.
Sonra yeniden çay getirir.
Bu düzen, tüketimle yenileme arasındaki ilişkiyi düşünmek için güzel bir örnek.
Çay markası yalnızca ödeme hesabını tutuyorsa bir ödeme aracıdır. Boş bardak veya marka, tanımlı miktarda yeni çay getirilmesini başlatan talimatsa Kanban mantığına benzer. Sinyalin neye yetki verdiği belirleyicidir.
Şimdi bu sisteme çok demode diyelim. (Bana da dinozor)
“Bu sistemi dijitalleştirelim.”
Her bardağa barkod yapıştıralım
Çaycıya barkod tabancası verelim.
Çayı verir barkodu okutur!
Bip
Ama güvenlik gerekir.
Sonuçta kaç çay içildiğini
içen adam da doğrulamalıdır.
Esnafa da barkod tabancası verelim.
Çayı içer.
Bip
Artık mahalle esnafı çay içmeden önce
barkod okutmaktadır.
Çaylar daha soğuktur.(Okutma beklemekten)
Kaç okuttun, kaç okuttum tartışması vardır.
Ama sistem dijitaldir.
Yalının çok basit bir sorusu vardır:
Teknoloji problemi çözüyor mu?
Yoksa sadece karmaşıklaştırıyor mu?
Bazen basit bir işaret işi yeterince iyi çözer. Bazen de siparişin, miktarın veya teslimatın izlenmesi için dijital desteğe ihtiyaç vardır. Ölçüt, çözümün gösterişi değil, gerçek iş yükünü ve hatayı azaltmasıdır.
Ve çoğu zaman:
Basit olan zordur.
DANIŞMANLIK · EĞİTİM · KOÇLUK


