Birinin açığını arayanlar, diğerinin başarısını küçültenler, bilgiyi kendine saklayanlar…
Toplantıda ağzını açmayıp koridorda yarım saat konuşanlar…
Herkes çok yoruluyor ama ruhen. “Tabii, hemen yapıyoruz.” Sonra bekle ki yapılsın.
İtiraz yok. İlerleme de yok. Ortalık sessiz ama kimsenin içi rahat değil.
Zamanla şirketin organizasyon şemasında görünmeyen birimler oluşuyor:
- Gıybet Şefliği (Adı “Gıybet” olan whatsapp grubu gördüm). Ama hepimizin kalbi tertemiz.
- Suçu Devretme Müdürlüğü
- Başarıya Ortak Olma Başkanlığı
- Bir İşten Yırtma Amirliği
- Yazı Döşenme Uzmanı
Buralarda mesai bitmiyor. Maaşları da şirket ödüyor tabii.
Sonra dönüp “Bizim insanlar böyle” diyoruz. Bu kadar kolay mı? Tabi kolay.
Kimin ne yapacağı belli değilse, çalışanla çalışmayan aynı görülüyorsa, terfi için doğru insanın yanında durmak gerekiyorsa… Bir de problemi söyleyenin başı derde giriyorsa…
İnsanlar bir süre sonra kendilerini korumaya başlıyor.
Ben söylemeyeyim.
Benden çıkmış olmasın.
Aman, bana dokunmasın.
Şimdi ters bir laf eder, iyisi mi hiç konuşmayayım.
Yönetici taraf tutuyor, kulağına gelenle karar veriyorsa bu ortam iyice kök salıyor.
Senseinin herkes her yere zehirli mantarlar ekiyor. Sonra herkes yiyor. Herkesin karnı ağrıyor ve herkes birbirini suçluyor. Devasa bir ağacı çürüten kök salan mantarlardır. Biyoloji dersini hatırlayın mantarlar çürükçüllerdir…
Böyle bir yerde yeni fikir nasıl yeşersin? Düzeltmek için önce yönetimin kendine bakması gerekiyor. Yönetim bir kişi değildir. Bir sürü kişidir.
İşin zor tarafı da bu. Görevler açık olacak. Emek görülecek. Terfiinin nedenini insanlar anlayacak. Tüm bunların anahtar kelimesi sanırım “samimiyet”
Sorunu söyleyen dinlenecek. Başkasını ezerek yükselmeye çalışan da bunun işe yaramadığını görecek. Yazması kolay, biliyorum. Yıllardır susmayı öğrenmiş birine “Artık rahatça konuşabilirsin” demekle olmuyor.
Birkaç kez konuşacak, dinlendiğini görecek, başına bir şey gelmediğini anlayacak.
Güven böyle oluşuyor. Başka yolu yok bence.
Verilen sözler tutulacak. Çalışan öneri getirdiğinde aylarca cevap beklemeyecek.
Yapılabiliyorsa yapılacak, yapılamıyorsa nedeni anlatılacak. İnsan her fikrinin kabul edilmesini beklemiyor zaten.
Çoğu zaman ciddiye alındığını görmek istiyor. Bunu bile unutuyoruz. Yalın dönüşümün insan tarafı tam burada başlıyor.
Çünkü birbirini yemekten yorulan insanların iyileştirmeye hâli kalmıyor.
Sizin şirkette en hızlı yayılan şey bir fikir mi, dedikodu mu, olumsuz duygular mı?
CONSULTING · TRAINING · COACHING


